1 Haziran 2018 Cuma

Harput için büyük haber

CNN de yer alan habere göre;
Harput UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi'nde
Binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirasıyla açık hava müzesini andıran Elazığ'ın tarihi Harput Mahallesi UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi'ne alındı. Pisa kulesinden daha fazla eğik Ulucami minaresi ve kalesi başta olmak üzere bir çok tarihi içerisinde barındıran Harput, için süreç geçen yıl şubat ayında başlatılmıştı.

Elazığ Belediyesi ile Ankara Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı'nın projesiyle Harput'un UNESCO Dünya Miras Listesine girmesi ile ilgili başlatılan süreç kapsamında önemli bir gelişme yaşandı. Pisa kulesinden daha fazla eğik Ulucami minaresi ve kalesi başta olmak üzere bir çok tarihi içerisinde barındıran Harput, UNESCO'nun Dünya Geçici Miras Listesine alındı. Yaşanan süreçle ilgili Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz gazetecilere bilgi verdi.
Harput’un UNESCO Dünya Geçici Miras Listesine girebilmesi için geçen yıl Şubat ayında başlatmış oldukları çalışmaların bugün itibari ile sonuçlandığını aktaran Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz şunları söyledi:

“Tabi geçen yıl Şubat ayında başlattığımız bu çalışmadan sonra yurt içinde ve yurt dışında bir çok çalışmalarımız oldu. Mayıs 2017 tarihinde Paris’e gittik. UNESCO’nun kendi konferans salonunda Harput’umuzu anlattık. Tarihçilerle, Fransız yazarlarla, çizerlerle bir araya geldik. UNESCO yetkilileriyle bir araya geldik."
"Nihayetinde Harput’ta yapmış olduğumuz çalışmalar, restorasyon çalışmaları, hem Harput’la ilgili bilgi ve dokümanları doğru zamanda doğru bir şekilde ilgili yetkililere aktarmamız neticesinde UNESCO bugün itibariyle kararını vermiş oldu. Harput belki Türkiye tarihinde en kısa zamanda yapılan çalışmalarla UNESCO’nun dünya geçici miras listesine alındı. Elazığ’ımıza ve Harput’a hayırlı olsun” dedi.

Başkan Yanılmaz, "Harput’un kalıcı listede olması için çalışmalarımız devam edecek. Bütün bu çalışmaların içinde bizim Harput’la ilgili yapılan restorasyon ve diğer fizbilite çalışmalarında kurmuş olduğumuz KUDEP biriminin disiplinli çalışmasının büyük bir etkisi var. Bir yerde tarihi ve sanatı bir araya getirmek istiyorsanız orada disiplinli bir yapıyı oluşturmanız lazım."

Bacak egzersizlerinin beyin sağlığı için önemini biliyor musunuz?


BBC de yer alan habere göre,

İtalyan bilim insanlarının yaptığı bir araştırmaya göre yürüyüş, koşu gibi bacakları çalıştıran egzersizler beyin sağlığına katkıda bulunuyor.

Milano Üniversitesi ve Pavia Üniversitesi tarafından yapılan ve sonuçları Frontiers in Neuroscience dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bacaklarını hareket ettirmeyen kişilerin beyninde sinir kök hücreleri azalıyor ve yeni sinir hücrelerinin oluşumu yavaşlıyor.

Bacakları çalıştıran egzersizler ise yeni sinir hücrelerinin oluşumuna katkıda bulunuyor.

Araştırmacılar, laboratuar fareleri üzerinde yaptıkları incelemelerde, 28 gün boyunca bacaklarını hareket ettirmeyen farelerin beyinlerinde sinir kök hücrelerinin yüzde 70 oranında azaldığını ve yeni sinir hücrelerinin oluşumunun yavaşladığını tespit etti.

İtalyan haber ajansı Ansa'ya konuşan araştırmacılardan Daniele Bottai, "Farelerin arka bacaklarını hareket ettirmemesinin, beyin sağlığı için kritik önemde olan subventriküler bölgede yeni sinir hücrelerinin oluşumu sürecini nasıl etkilediğini analiz ettik" dedi.

Bottai, beynin bu bölgesinin, sinir kök hücrelerinin yeni sinir hücrelerine dönüştüğü alan olduğunu ve bu yüzden sağlıklı bir beyin yapısı için kilit önemde olduğunu vurguladı.

Bottai, araştırmada elde ettikleri bulguların tekerlekli sandalye kullananlar ve uzaya giden astronotlar gibi bacak hareketliliği kısıtlı kişilerin beyin sağlığını korumaya yönelik önleyici tedavilerin geliştirilmesine katkıda bulunabileceğini belirtti.

10 kanser türünün belirlenmesinde büyük buluş

Bbc Türkçe'de yer alan habere göre,

Kanser bilimi alanında çalışanların bir araya geldiği en büyük buluşma olma özelliğini taşıyan bir konferansta, hastalığın erken teşhisine ilişkin çığır açacak bir gelişme duyuruldu.

ABD'nin New York kentinde gerçekleşen konferansta, 10 farklı kanser türünün, kan testi yoluyla erken teşhis edilebileceği açıklandı.

Guardian gazetesinde yer alana habere göre, likid biyopsi adı verilen ve kanda dolaşan kanserli hücreleri tespit etmeye odaklanan yöntem, yumurtalık ve pankreas kanserlerinin erken teşhisinde özellikle iyi sonuç verdi.

Araştırmacılar, diğer kanser türleri için de bu yöntemin evrensel bir tanı aracı olmasını umduklarını açıklıyor.

Araştırmayı kaleme alan Taussig Kanser Enstitüsü'nden Doktor Eric Klein, bu gelişmenin kanser araştırmalarında çığır açma potansiyeli olduğunu söyleyerek, "Bu testin çok insanın hayatını kurtarmasını umuyoruz" dedi.

Toplam bin 600 vaka üzerinde gerçekleştirilen araştırmaya katılanlardan 749'una o ana kadar kanser tanısı konulmamıştı. 878 kişiye ise henüz tanı konulmuştu.

Testin özellikle, pankreas, yumurtalık, karaciğer ve safra kesesi kanserlerinin tanısında "5 hastanın 4'ünde isabet" gösterdiği açıklandı.

Lemf ve miyelom kanserlerinde ise isaber oranı yüzde 77 ve yüzde 73 olarak gerçekleşti.

Araştırmacılar kan yoluyla tanının, ileriyle doğru atılmış önemli bir adım olduğunu söylerken klinik araştırmaların gerekliliğine de dikkat çekiyor.

18 Nisan 2018 Çarşamba

Yurtdışında eğitim için öneriler

Bbc Türkçe'nin haberine göre;
Dünya çapında 4,3 milyon öğrenci üniversite eğitimini yabancı bir ülkede yapıyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı OECD verilerine göre en fazla uluslararası öğrenci çeken ülkeler Avustralya, İngiltere, İsviçre, Yeni Zelanda ve Avusturya. Öğrencilerin çoğu ise Asya’dan.
ABD’deki Uluslararası Eğitim Enstitüsü’nden Daniel Obst, küresel ekonomide başarılı olmak isteyen her öğrencinin yurtdışında okuması gerektiğini söylüyor. “İşverenler, çok uluslu ekiplerde çalışacak, farklı dilleri konuşabilen, farklı bölgelere gidebilecek, yurtdışında yaşamış olmanın kazandırdığı esneklik ve uyum becerilerine sahip insan arıyor” diyor.
Yurtdışında okumaya gidecek kişilerin, aileden ve arkadaşlarından uzak olma haline alışması ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi gerekir. Gidilen ülkenin dilini bilmek avantajlı, problem çözme becerisi ise gerekli olacaktır.
Her ülkenin eğitim kurumlarına başvuru koşulları ve tarihleri farklı olduğundan, yurtdışında okuma kararı netleştiği andan itibaren eğitim programları araştırılmalı, burs ve vize için yeterli zaman ayrılmalıdır.
Farklı uzunlukta ve farklı zorluk derecelerinde olan çeşitli yurtdışı eğitim programları vardır. Bunların bazıları İngilizcedir, bazıları iki farklı kurumdan diploma almayı sağlayabilir. Bazılarında eğitim oldukça ağır, bazılarında daha hafiftir.
Doğru programı seçebilmek için iyi araştırmak gerekir. Başlangıç için IIEpassport.orgIESabroad.org ve StudyAbroad.com siteleri kullanılabilir.
Ayrıca şu konulara dikkat etmek yararlı olacaktır:
Kredi transferi: Yurtdışı eğitimi için ne kadar zaman ayıracaksanız harcadığınız zamanın asıl üniversitede kredi olarak kabul edildiğinden emin olun.
Masraf artabilir: Çoğu zaman yurtdışı eğitimi için harç ödemek gerekir. Bunun yanı sıra geçim masraflarını iyi hesaplamalıdır. Yurtdışında yaşamanın ne kadar pahalıya mal olacağı unutulmamalıdır. Bunda döviz kurunun da etkisini hesaba katmak gerekir.
Daha ucuza gelebilir: Obst, ABD’de üniversite eğitimi için yurtdışına giden öğrenci sayısının giderek arttığını söylüyor. “Genellikle Avrupa’ya gidiyorlar. Bunun bir nedeni de çoğu ülkede üniversite harçlarının Amerika’dakinden daha düşük olması. Bu programların çoğu İngilizce oluyor. Ya da örneğin Almanya’da üniversiteye kaydolmak için çok iyi Almanca bilmeniz gerekmiyor” diyor.
Yurtdışında eğitim görmek artık 20 yıl önceki gibi değil. Skype gibi programlar aracılığıyla iletişim çok daha kolay ve ucuz.
Ancak bu kolaylıklara kendinizi kaptırıp başka bir ülkede olduğunuzu unutmamalısınız. Bilgisayar ya da telefon başına oturup tüm zamanı memleketteki aile ve arkadaşlarla geçirmek doğru olmaz. Oradaki yaşantıya ve kültüre entegre olmalı, yurtdışı deneyimini dolu dolu yaşamalısınız.
Bu makalenin İngilizce aslını BBC Capital sayfasında okuyabilirsiniz.
Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.

Alpler kara hasret

Dw Türkçe'de yer alan habere göre;
Bundan 40, belki de 50 sene önce Alpler denince akla beyaz kar tabakasıyla örtülü sıra sıra dağlar gelirdi. Ancak Alpler'in doğu kanadında kalan 800 metre yükseklikteki Lackenhof kasabası sakinleri son yıllarda kara hasret. Küresel ısınma nedeniyle Alplerde bulunan kayak bölgeleri art ardına kapatılınca kasaba sakinleri de kara kara düşünür oldu.
"Geçen sene toplam sadece 20 gün kar yağdı. Ondan önceki sene daha da az yağmıştı", diyor kasaba sakinlerinden Karl Oberreiter. Teleferik çalışanı Oberreiter tedirgin: "80'li yıllardan bu yana bütün sezon kar yağdığını görmedik. Böyle giderse kar yetmeyecek. O zaman ne olacak, hiçbir fikrim yok."
1960'lı yıllardaki kış aylarına nispeten Alpler'de kış artık 30 gün daha kısa. Hatta öyle ki 2100 yılına kadar 1.200 metrenin altındaki yerlere hiç kar yağmayacağı söyleniyor. Kayak bölgelerinin ortalama yüksekliğinin de 1.200 metre olduğu düşünülürse bu Alpler'in yüzde 70'nin karsız kalacağı anlamına geliyor.
2100 senesinde de Alpler'de hala kış tatili ve sporları yapılabilmesi için, küresel ısınmanın hedeflendiği gibi 2 derece değil, her ne kadar ulaşılması imkansız gibi görünse de, 1,5 dereceye indirgenmesi gerekiyor. Ki bu bile Alpler'in bu yüzyılın sonuna doğru bugünden daha az kar alan ve daha sıcak bir yer olacağı gerçeğini değiştirmeye yetmeyecek.
Kayak ve turizm branşlarını bekleyen bu karanlık senaryo uluslararası bilim insanlarını bir araya getirdi. Bir kısmı Avrupa Birliği tarafından finanse edilen bu ekip kasım ayında "ProSnow" adını verdikleri projeyi hayata geçirdi.
İklim değişikliği en çok kış sporlarını etkiliyor
Morin'in sorusu Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Kaliforniya eyaleti için de geçerli. Los Angeles'e 500 kilometre uzaklıktaki Mammoth Kayak Bölgesi'ndeki kayak sporcularından Jamie Shectman kurak geçen bir sonbahardan sonra kar yağmasını bekliyor. Shectman yıkıcı fırtınalar ve orman yangınlarının iklim değişikliğinin hızla ilerlediğinin göstergesi olduğunu söyleyerek "Daha fazla kar üretmek buna çözüm olmaz" diyor.
"Aslında kış sporları ve iklim değişikliği arasında tam bir zıtlık var" diyor Shectman ve ekliyor: "İklim değişikliğinden en çok kış sporları etkileniyor. Aslında bu sektörün küresel ısınmaya karşı verilen mücadelede en ön saflarda olması gerekir."
Shectman'a göre kayak bölgeleri kendi kendine yeten ve tamamen rüzgar, su, güneş ve biyokitle enerjisi ile çalışan yerler haline gelmeli. Bir güneş enerjisi projesinde çalışan Shectman, "Gün gelecek iklim değişikliği teknolojik çözümlerle üstünden gelinmeyecek bir hal alacak. Bu yüzden bunun önüne geçmek en önemli amacımız olmalı" diyor.
Geçtiğimiz yüzyılın yaşanan en sıcak yüzyıl olduğunu anımsatan Shectman, "Sierra Nevada'nın kuzeyinde kar yağışı 1.200-1.500 metre arasına çıktı. Fırtınalar artık eskisi gibi zirvelerde esmiyor. Eskisi kadar kuvvetli değiller" şeklinde konuşuyor.
Haberin kaynağı: http://www.dw.com/tr/iklim-de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi-alpler-kara-hasret/a-42478650

13 Mart 2018 Salı

Spor yapmanın beyni değiştiren faydaları

Ted.com daki videonun bir kısmının altyazısıdır.
Ruh hâliniz ve odaklanma beceriniz de dâhil olmak üzere beyniniz için anında olumlu bir etkisi olacak bir şeyler yapabileceğinizi söylesem ne düşünürdünüz? Ayrıca bu yapacağınız şeyin uzun süre etkisi olacağını ve beyninizi depresyon, Alzhemir ve bunama gibi hastalıklardan koruyacağını söylesem? Yapar mıydınız? Evet!
Birkaç yıl önce bilimde alışılmadık bir şey yaptım. Nörobilim profesörü olarakaraştırma programımı tamamen değiştirmeye karar verdim çünkü pek çok hayatı değiştirecek potansiyele sahipharika bir şeyle karşılaşmıştım ve bunu araştırmak zorundaydım. Spor yapmanın beyni değiştiren etkilerini keşfetmiş ve tecrübe etmiştim. Üstelik bunu tamamen farkında olmadan yaptım. Yaptığım hafıza çalışmasının en üst kademesindeydim,veriler adeta akıyordu, tüm bu hafıza çalışması sayesinde alanımda tanınır hâle geliyordum. Harika gitmesi gerekiyordu. Bilimsel olarak gidiyordu da. Sonra başımı laboratuvarımdan dışarı uzatınca bir şey fark ettim. Hiç sosyal hayatım yoktu. Karanlık bir odada tek başıma o beyin hücrelerini dinleyerekçok vakit harcamıştım. (Kahkahalar)Vücudumu hareket bile ettirmiyordum. 11 kilo almıştım. Bunun farkına varmak da yıllar sürdü, acınası durumdaydım. Ancak böyle olmamalıydım. Hiç sosyal hayatım olmadığı için tek başıma rafting gezisine gittim. Sonra geri geldim ve--...
Bir: Beyninize anında etki ediyor. Tek bir spor antrenmanı dopamin, seratonin ve noradrenaline gibi nörotransmiterlerin düzeyini anında yükseltiyor. Bu da antrenman sonrası moralinizi arttırıyor,ben de aynen böyle hissediyordum.Çalışmalarım tek bir antrenmanın dikkati toplarlama ve odaklanma yeteneğini ilerlettiğini ve bu odaklanmanın en az 2 saat süreceğini gösterdi. Son olarak da çalışmalara göre, tek bir antrenman reaksiyon sürenizi arttırıyor, bu da demek oluyor ki tezgahtan düşen o Starbucks bardağını çok daha hızlı yakalıyorsunuz,ki bu da çok, çok önemli bir şey.
İki: Nörobilim çalışmalarında uzun süreli sporun etkilerini inceleyen en yaygın bulgu prefrontal korteksinize bağlı olan ilerlemiş dikkat fonksiyonu. Daha iyi odak ve dikkat sahibi olmakla birliktehipokampüsün hacmini de arttırmış oluyorsunuz. Son olarak, sporla sadece ruh hâlinde anında etkili sonuçlar değil,uzun süreli sonuçlar da alıyorsunuz. Yani iyi ruh hâli nörotransmiterlerinizi uzun süreli arttırmış da oluyorsunuz.
Yine de sporun yapacağı en etkili şeybeyninizi koruyucu şekilde etkilemesi.Beyni bir kas olarak düşünebilirsiniz. Ne kadar spor yaparsanız hipokampüs ve prefrontal korteksiniz o kadar büyük ve güçlü olacaktır. Bu neden mi önemli?Çünkü prefrontal korteks ve hipokampüsnörodejeneratif hastalıklara ve yaşla ilişkili bilişsel zayıflamaya karşı en savunmasız iki bölge. Hayatınız boyunca spor yaparak bunamayı veya Alzheimer'ı tedavi etmeyeceksiniz ama çok güçlü ve çok büyük bir hipokampüs ve prefrontal korteks yaratmış olacaksınız, böylece bu hastalıkların etki göstermesi çok daha fazla zaman alacak. Yani sporu beyniniz için harika bir emeklilik fonu yatırımı olarak düşünebilirsiniz. Hatta daha da iyi çünkü ücretsiz.

Bu Hafta En Çok Okunanlar